Merhabalar...

Şu anda Elena Demiryürek'in blog'unda bulunuyorsunuz... Burada benim yazılarımı, röportajlarımı bulabilirsiniz... Fotoğraflarlara gün gelecek zenginleşecek bu blog ama şimdilik zamanı var... Hepinize geldiğiniz için teşekkür ederim

6 Şubat 2009 Cuma

Fenerbahçe’nin başarısı her şeyden önemli

Fenerbahçe Dergisi 56. Sayısı

RÖPORTAJ : ELENA DEMİRYÜREK

FOTOĞRAFLAR: AHMET HOPYAR

Fenerbahçe Spor Kulübü amatör branşlara verdiği önem ile Türkiye’de “spor kulübü” misyonunu en iyi şekilde yerine getiren kulüp olma başarısını gösteriyor. Kürek branşında da Fenerbahçemiz yurt içi ve yurtdışı yarışlarda kazandığımız başarılar hem ülkemiz hem de Fenerbahçemiz için önemli mihenk taşlarından oldu. Kürekte ülkemize ve kulübümüze getirilen başarılarda katkısı olan iki genç sporcumuz Neylan Öztürk, Mete Yeltepe bu ay konuğumuz oldu. Fenerbahçe’nin sporlarına ve yaşam felsefelerine olan katkısının yanı sıra gelecekte kazanmak ve kulübümüze kazandırmak istedikleri başarıları anlattılar.

- Fenerbahçe Spor Kulübü’ne geliş öykünüzü bize anlatır mısınız? Neden Fenerbahçe’yi tercih ettiniz?
Neylan Öztürk: Küreğe 2001 yılında başladım. Fenerbahçe’ye ise geçtiğimiz sezon geldim. İyi ve başarılı bir sezon geçirdim. Yurtdışında ve yurt içinde başarılar kazandım, iyi bir performans sergilediğime inanıyorum. Türkiye Şampiyonası’nda bayan branşında tüm başarıları elde ettim. Bu başarının ardından Milli Takıma seçildim. Almanya’nın Münih kentinde gerçekleştirilen Büyükler Dünya Şampiyonası’na katıldım. Orada Türkiye’de yaptığımızdan daha zor yarışlara katıldık Benim kategorim none-olimpik buna karşın 23 ülke sporcusu ile yarıştım ilgi çok fazlaydı. Geçtiğimiz yılın Dünya Şampiyonları benim katıldığım yarışta mücadele ettiler. Yapabileceğimin en iyisini yaptığımı ve sınırlarımı zorladığımı düşünüyorum. Antrenörümün direktifleri doğrultusunda iyi bir performans sergiledim. Fenerbahçe’yi de ülkemi de en iyi şekilde temsil ettiğimi düşünüyorum. Bundan sonraki uluslararası yarışlarda daha da iyi olacağım.

Mete Yeltepe: Küreğe 2001 yılında Beşiktaş’ta başladım. Gençlerde üst üste Balkan Şampiyonluğu’nu kazandım. Üst üste Dünya Şampiyonası’nda finale kaldım, geçen sezonda Dünya üçüncüsü oldum. Hedeflerimin yükselmesi ile birlikte 2006 sezonunda Fenerbahçe’ye geldim. Fenerbahçe’nin bana kattıkları ve benden beklentilerin artması ile hedeflerimi üst seviyelere çıkarttım. Fenerbahçe’ye başarı kazandırmak temel hedeflerimden biri haline geldi. Hocalarımda bu hedefleri başarabileceğimi söylediler. Hem Türkiye’ye hem de Fenerbahçemize büyük başarılar kazanabilmek için çok fazla çalıştım. Ağır ve yorucu idmanlar yaptım ve kendimi en iyi şekilde yarışlara hazırladım. Ancak yine de şu anda istediğim yerde olduğumu söyleyemem bunun çeşitli nedenleri olabilir. Dünya Kupası Büyükler Finali’ni 7 salise ile kaçırdım. Geçen sene 3. olduğum yarışa bu sene birincilik için gittim. Ancak olmadı. Bu yıl hedeflerim çok daha büyüdü. En iyisi olabilmek için geçtiğimiz yıldan daha da çok çalışacağım. Bu yıl A büyüklerdeyim. Dünya Büyükler Şampiyonası’na gidecektim ancak son yarışlarda istediğim dereceyi elde edememem ve bundan dolayı moralimin bozuk olması nedeniyle bu yarışlara katılmama kararı aldım. Ama burada Fenerbahçe camiasına ve bana inanan herkese şunu söyleyebilirim: Gelecek yıl Dünya şampiyonu olabilmek tek hedefim. Fenerbahçe’nin bana kattıkları göz önüne alınacak olursa Fenerbahçe ve Türkiye için bu madalyayı kazanmak istiyorum.


- Niye ikinizde küreği seçtiniz?
Mete: Ben okul yıllarımda atletizm ile ilgileniyordum. Benim ailem sporcu bir yapıya sahip. Okul yaşantısından bunalmaya başladığım dönemde kuzenim kürekle ilgileniyordu ve onun da teşvikleri ile küreğe başladım. Ayrıca arkadaş grubum da küreğe ilgi göstermeye başlamıştı. Benim küreğe başlamam bir heves ve hobi edinme ihtiyacından kaynaklanıyordu. Performans sporlarına yatkın olmam ve hocalarımın da katkısı benden beklentilerinin yükselmesi ile milli takıma seçildim. Bu durum benim hedeflerimin de büyümesine neden oldu. Açıkçası işlerin buraya geleceğini küreğe başladığımda hayal dahi edemezdim. Küreğe başlamadan önce derslerime çok önem verirdim. Ama kürek zamanla tüm hayatımı ele geçirdi ve tüm hayatım spor oldu.

Neylan: Benim annem beden eğitimi öğretmeni. Küreğe gelene kadar birçok spor ve sanat dalıyla uğraştım. Ama hiçbirini ciddi olarak düşünmedim, bunun ışığında da profesyonel olmak aklıma bile gelmedi. Sonrasında Tuzla’da bulunan evimizin yakınlarında kürek sporu yapılıyordu. Küreğe neredeyse kışın ortasında başladım ve hava şartlarını düşünmeksizin kürek antrenmanlarına gider oldum. Tuzla’daki antrenörlerimden biri minyon yapılı olduğum için küreği yapamayacağımı söyledi. O andan itibaren birazda inat uğruna küreğe daha çok vakit ayırmaya başladım. O yılın sonunda milli takıma girmeye hak kazandım. Balkan Şampiyonası’nda 3. oldum. Bu başarının ardından devam etmem gerektiğini hissettim. Burada ailemin desteğini yadsıyamam. Çünkü küreğe başladığım dönemde üniversite sınavlarına da hazırlanmam gerekiyordu. O dönemde hedeflerimi belirlemem gerekiyordu. Spor ve okulu bir arada götürmek istediğinizde hedefleriniz ciddi anlamda değişebiliyor. Ama ben istediğim hedefe ulaştım. Hem üniversite okumak hem de kürekte başarılı olmak istiyordum. Bu açıdan bakıldığında hedeflerime ulaştım. Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünü kazandım. Sonrasında da ikisi bir arada yürüdü ve üniversiteyi de bitirdim.

- Mete, senin üniversite eğitimin ne durumda?
Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi Öğretmenliği’nde okuyorum ama bitirebileceğime açıkçası ihtimal vermiyorum. Bir işi yaptığımda sonuna kadar götürmek gibi bir eğilimim var. Kürekte kazandığım başarılar göz önüne alındığında spor mu okul mu dedikleri zaman düşünmeden küreği seçerim. Sporda kazandığım başarılar ve küreğe olan sevdam nedeniyle ABD üniversitelerinden gelen teklifleri de düşünmeden reddettim. Çünkü eğer gitseydim kürek ikinci planda kalacaktı. Kürek daha ağır bastı. Ama bazen keşke okulu bitirmek için küreğe biraz daha az önem verseydim diyorum. Elimde bir diploma olması gerektiğine inanıyorum. Umarım okulumu bitireceğim.


- Günde kaç saat antrenman yapıyorsunuz?
Mete: Genelde sabah ve akşam olmak üzere çift idman yapıyorum. Antrenmanlarımız ağır olduğu için ben sabah idmanı sonrasında dinlenmeyi tercih ediyorum. Çünkü başka bir işe konsantre olamıyorum ama bazı arkadaşlar iki idman arasında okullarına gidebiliyorlar. Ben idmanlardan arta kalan zamanımda kendime ve aileme yardımcı olmaya çalışıyorum. Şu anda spordan başka bir şeyle uğraşmamayı tercih ediyorum.
Neylan: Fenerbahçe adına mücadele etmek için seçildiyseniz profesyonel olmanız gerekiyor. Dahası hedeflerinizi hep üst düzeyde tutmanız ve bunun için çalışmanız şart. Ben de Fenerbahçe’ye geldiğimden bu yana idmanlarımı iki kat arttırdım. Fenerbahçe’ye geldiğimde okulumun da son senesiydi ve bitirmeyi çok istiyordum. Burada sabah antrenmanı yapıp koşarak okula gidiyordum, okuldan sonra da koşarak antrenmana gidiyordum. Verimim azalıyordu ama antrenörlerimin de hoşgörüsü vardı. Çünkü okulumu bitirmek zorundaydım. Şimdi artık okulumu bitirdim ve rahatım ama yüksek lisans yapmak da istiyorum. Ama şu anda küreğe konsantre olacağım ve daha disiplinli çalışacağım. Yurtdışında başarı kazanmak için yurtdışı kriterlerine göre çalışmak gerekiyor. Bunu uluslar arası yarışlarda mücadele ettiğinizde daha iyi anlıyorsunuz. Yarış sırasında keşke daha çok çalışsaydım diyorsunuz. Bunları dememek için bu sene daha çok çalışacağım ve işi daha sıkı tutacağım.

- Hedefleriniz neler? Bundan sonrası için ne düşünüyorsunuz? Kürek devam mı edecek yoksa bir yerde bırakmalıyım mı diyorsunuz?
Mete:
Fenerbahçe’ye geldiğimde şampiyonluk tek hedefimdi hatta şampiyonluğu kaçırdıktan sonra “Bırakıyorum, buraya kadarmış” dedim. Çünkü kürek, siz ne kadar çalışırsanız çalışın yine de nankör bir spor. Kürekte şansınızın da olması gerekiyor. Çok iyi çalıştığınız bir yarışta su bozuk olabiliyor başka etkenler ortaya çıkabiliyor ve hedefinize ulaşamıyorsunuz. Bunun farklı farklı sebepleri var. Kulübüm bana çok büyük destek verdi ama ben gittiğim yarışta beni götürenlerden aynı desteği alamadım. O yarıştan sonra “Hiçbir yarışa gitmeyeceğim, küreği bırakıyorum” dedim. Ama yapamadım. Aslında hedeflerim arasında okulumu bitirmek istiyorum. 4. yılım ve hala bitiremedim ama bu okula gidememekten kaynaklanıyor. Ben her şeyimi antrenmana göre ayarlardım. Antrenmanlar benim için çok önemliydi. Aslında okula gidememe sebeplerimden biride ticaretle uğraşıyordum. Bu seneki hedefim için de elimden geleni yapıp çok çalışacağım.
Neylan: Eğitimime devam etmek istiyorum. Yüksek lisans yapmayı düşünüyorum ama küreği asla bırakmayı düşünmüyorum. Çünkü final çekmeyi istiyorum bu hedeflerimde var. Buna karar vermem çok ilginç bir şekilde oldu. Dünya şampiyonasında bir Fransız rakibim vardı. O 33 yaşındaydı bense 23 yaşındayım. Onunla konuştum ve kendi rakibim neredeyse beni motive etti diyebilirim. Beni elemişti. Gittim ve ‘Bunun mucizesi nedir’ diye sordum. Bana ‘Daha çok yenisin’ dedi. ‘Ben senin yaşlarında yarışa girememiştim’ dedi. Bu beni çok motive etti. Final çekmek istiyorum. Ben o finali çekene kadar beni o kürek parkurlarında göreceksiniz. 30 yaşıma gelsem de o finali çekeceğim. “Yaşın geldi bırak” laflarına aldırmayacağım. Hatta en uzun kürek çeken bayan bile olabilirim Türkiye’de…


- Neylan, senin Tuzla’da bir huzur evinde gönüllü çalıştığın söyleniyor. Bu durumu biraz anlatabilir misin?
Evimizin yakınlarında KASEV kuruluşuna annemle beraber ziyaretlerimiz oluyordu. Tuzla’da kaldığım zamanlarda oraya gidip yaşlılarla sohbet ediyordum. Huzurevi tarzında bir yer. Ancak yoğunluktan dolayı bu yıl ancak bir veya iki kere gidebildim maalesef. Orada çok yakın arkadaşlıklar kurduk. Oradaki insanların istedikleri kendileri ile sohbet edecek ve ilgilenecek birileri. Gidemediğiniz zaman üzülüyorlar, onları sık sık ziyaret etmek gerekiyor.
- Güzellik yarışmasına katıldığını da biliyoruz…
Bu, geçtiğimiz yıl sezon bitişine denk gelen bir süreçti. Sezon bitince boşluğa düşüyorsunuz. Üniversite kapsamında Miss University’ye katıldım. Annemin de teşvikleri yadsınamaz, onun desteği ile bu yarışmaya başvurdum. Hiç beklemiyordum ama finale kaldım. Sezon başlayıncaya kadar devam etti. Yarışama iptal oldu. Belli idari sebepler ve mahkemeler falan oldu. Ben de bu olayları görünce hemen yarışmadan çekildim.

- Bu yoğun tempoda özel hayatınıza nasıl zaman ayırıyorsunuz?
Mete: Ben vakit ayıramıyorum. Haftanın bir günü antrenman olmuyor. O da pazartesi günleri. Fakat o da cumartesi ve pazar günleri çok yoğun bir şekilde antrenman yapmış olduğumuzdan dolayı pazartesi günlerini dinlenerek geçiriyoruz. Özel hayatınız olmuyor. Sadece kürek. Eğer okulunuz varsa okul, işiniz varsa iş. Diğer sporlar gibi değil bizim sporumuz. Sürekli antrenman yapmanız gerekiyor. Basketbol da ya da futbolda olduğu gibi değil. Orada koşarsınız, basket atarsınız ya da çok güzel bir gol pası verirsiniz, gol atarsınız bir hareket yaparsınız haftalarca ya da yıllarca değerden düşmezsiniz ama bizde öyle değil. Antrenman yaparak veya performans sergileyerek bir şeyler kazanıyorsunuz. Bu antrenmanlar rakibinizden ya da kendi takım arkadaşlarınızdan birinden daha fazla çalışmanız sizin bir adım daha öne geçmenizi sağlıyor. Onun için antrenmandan başka çaremiz yok bizim. Sürekli antrenman yaptığınız için açıkçası kendi adıma konuşayım benim psikolojim bozuldu. Antrenmanla alakalı. Çünkü benim branşım tek ve bu da kendinizin rakibi olduğunuzu gösteriyor. Türkiye’de zaten rakipleriniz yok. Kendinizi sıkıştıran bir rakibiniz olsa bile sıkışmıyorsunuz. Ona göre kendinizi ayarlıyorsunuz. Ama yurt dışında öyle değil. Gerçek rakipler orada. Burada kendinizle savaşıyorsunuz. Bunu kadar zor bir şey yok. Bu durum nedeniyle bir gün çok güleç oluyorum, insanlar benle sohbet etmeye doyamıyorlar. Diğer gün yüzlerine bile bakmıyorum. Bu da antrenmandaki performansıma göre değişiyor. Ben küreğe çok şey verdim. Birazda kürek bana bir şeyler versin. Başarılı olmak istiyorum ve olacağımda.

Neylan: Kesintisiz antrenman yapmak bir yerden sonra insanı zorluyor. Benim ailem şu anda burada ama ben ailemi bir kez ya da haftada iki kez görebiliyorum. O da olmuyor doğrusu psikolojik olarak çok fazla ihtiyaç duyduğum zaman gidiyorum. Neyse ki benim üniversite hayatım oldu. Mesela ben hiçbir zaman bahar şenliğine gidemedim. Arkadaşlarımla tek tük gezebilmişimdir. Bunlardan ödün verince bir şeyler olacak diyorsunuz ama yine arkalarda kalıyorsunuz. Rakiplerime çok sordum “Bunun formülü nedir?” diye. Anlattıklarından dolayı oradaki şartlar olduğuna karar verdim. Mesela orada üniversite okumanıza gerek yok. Tabii ki okursunuz ama spor okursunuz. Ya da kulübünüz veya federasyonuz her şeyinizi karşılıyor. Gelecek kaygınız olmuyor orada. Tabii ki de sadece sporla uğraşmak profesyonel anlamda çok isterdim ama olmayacak hiçbir zaman. Çünkü gazeteleri açtığımda hiçbir zaman kürek sayfasını göremeyeceğim. Gördüğüm zaman olacağım ya da benden sonrakiler olacak. Ama kürekte kazanılan başarıları görmeyi çok istiyorum. Bizim de yut dışı başarılarımız gazete sütunlarında bir satırdan ibaretti.

- Fenerbahçe’nin hayatınızda ki yeri nedir?
Neylan: Hayatımızın çoğu burada geçiyor. Evimiz gibi oldu artık. 100. yılımızda şampiyon olmayı çok isterdim. Hepimizin kulübümüze yeni sezon için bir borcu olduğunu düşünüyorum. Bize verdikleri geri ödeyeceğiz. Bu yük kaldı üzerimizde ama daha da hırslıyız. Ama önümüzdeki sezon hiç fire vermeden şampiyon olacağız. Onu hedefliyoruz. Zaten biz bayan takımı olarak hiç fire vermedik.
Mete: Fenerbahçe’nin yeri ayrı tabii. Sonuçta bu kulüptesiniz. Bu kulübün ekmeğini yiyorsunuz. Bunun için antrenman yapıyorsunuz. Ben Fenerbahçe’ye yeni geldim. Beş ya da altı sezon Beşiktaş’ta kürek çektim. Beşiktaş’ta olsam bile Fenerbahçeliydim. Küçüklüğümden beri Fenerbahçeliyim. Beşiktaş’ta başlamamın nedeni ise evime yakın olmasıydı. Lise dönemimde okuluma da yakındı. Fenerbahçe’ye gelmeyi çok istedim ve geldim. Fenerbahçe’nin 100. yılında şampiyon olmayı çok istiyordum. Ama Dünya Şampiyonası’nda hedeflerim gerçekleşmediği gibi buradaki hedeflerimde gerçekleşmedi. Kendi takımımda da şampiyonluk yaşamadım. Ama büyük bir takımda ve önemli bir yılında şampiyon olmayı çok istiyordum. Türkiye Şampiyonası’nda dört yarışa girdim ve dördünde de Türkiye Şampiyonu oldum. Ama sevinemedim. Dünya Şampiyonası’nda da bunun acısını yaşadım. Aslında biz şampiyon olduk ama en önemli şampiyonluğu verdik. Galatasaray’ın kürekçilerinin boy boy resimleri çıktı şampiyon oldular diye. Ama aslında öyle bir şey yok. Galatasaray sadece kürekte en önemli yarışı kazandı o kadar. Önemli şampiyonluğu elde etti. Biz bütün branşlarda şampiyonluğu aldık. Gençlerde, büyük A’larda büyük B’lerde ve bayanlarda mevcut tüm kategorilerde şampiyon olduk. Ama Erkekler büyük A’lar da şampiyonluğu verdik. Biz elimizden geleni yaptık. Ama olmadı. Şampiyonluk olmadan da küreği bırakmak istemiyorum. Bence bu hepimize ders oldu. Yeni sezonda fire vermeden tüm yarışları kazanıp tüm şampiyonlukları kazanacağız.

Ozan Bayülken: “Disiplin başarıyı getiriyor”

Mete Yeltepe: Mete, şu anda uluslararası üst düzey yarışlarda başarı şansı olan ve gelecek vadeden bir sporcu. İki kez Balkan Şampiyonu oldu. 23 yaş altında 2006 yılında Dünya Şampiyonası’nda bronz madalya kazandı. 3 kez A Final çekti. Bu sene Dünya Kupası’nda 7 salise ile yarı finali kaçırdı. Bu neticelerle tartışmasız Türkiye’nin en iyi kürekçisi. Antrenmanı seven, takım içinde liderlik yapma yeteneği olan bir sporcu. En zayıf yönü, moralinin çok çabuk bozulması ve konsantrasyonunu kaybetmesi. Fenerbahçe’ye transferinden sonra federasyon tarafından dışlanmasına, hatta bir dönem milli takıma alınmamasına rağmen antrenmanlarını hiç aksatmadı, spor disiplini üst düzeyde. Tüm çabalarımıza rağmen bu sene Dünya Şampiyonası’nda olimpik sınıflarda yarışacak bir ekibe konmayınca, teknik ekibimiz tarafından Büyükler Dünya Şampiyonası’na gitmesine gerek görülmedi. Federasyonun bu tercihi belki de Türkiye’nin kürekte olimpiyat vizesini kaçırmasına neden oldu çünkü Mete’nin yerine yarışan sporcular son sıralarda yer aldı. Henüz 23 yaşında ve hafif kilo kategorisinde Türkiye’ye mutlaka bir Dünya Şampiyonası madalyası getireceğine inanıyorum.

Neylan Öztürk: Bu sezon başında Fenerbahçe’ye transfer oldu ve ilk defa bu sezon gerçek anlamda kürek antrenmanı yaptı. Daha önceki 2 sezonda bir kürek antrenörüyle değil, aerobik antrenörüyle çalışıyordu. Bu yıl ilk defa katıldığı Dünya Kupası’nda C finalde 1., Dünya Şampiyonası’nda C finalde 4. oldu. Çok hırslı, konsantrasyonu yüksek ve disiplinli bir sporcu, antrenman devamlılığı üst düzeyde. En önemli eksiği uluslararası yarışlarda gerekli tempoya çıkamaması ona rağmen bu sene Dünya Şampiyonası’nda aldığı derece Türkiye’nin bayanlarda bugüne kadar almış olduğu en iyi derece. Sezon başı kendi kilosuna uygun bir tekne alınarak kendisine tahsis edildi. Bu sene hedefi Dünya Şampiyonası’nda yarı final çekmek olacak.

Hiç yorum yok: